Kadın özgürleşmeden toplum özgürleşmez.
Kurdbe logo
news · Editor · 2026-02-20 00:00

Uygarlığın İlk Sömürgesi: Kadın

Kadın-Tanrıça kültüründen erkek-egemen iktidara uzanan kırılma

Özet

Bu makale, uygarlığın kuruluş dinamiklerini kadın özgürlüğü ekseninde yeniden tartışır. Yaygın anlatılarda uygarlığın başlangıcı kent, artı ürün ve devletleşme süreçleriyle açıklanırken; burada daha temel bir izlek olarak patriyarkanın (erkek-egemenliğinin) kurucu rolü ele alınır. Kadın emeğinin görünmezleştirilmesi, toplumsal doğanın komünal örgütlenme kapasitesinin zayıflatılması ve iktidarın “normal”leştirilmesi aynı tarihsel süreç içinde analiz edilir. Tartışma, patriyarkanın yalnızca bir “cinsiyet eşitsizliği” değil, devletli uygarlığın toplumsal ilişkilere sızma biçimi olduğunu; kapitalist modernitenin ise bu tarihsel tahakkümü metalaştırma ve endüstriyel yeniden üretimle derinleştirdiğini ileri sürer. Sonuç kısmı, kadın özgürlüğünün tali bir haklar alanı değil, demokratik toplum inşasının kurucu ilkesi olduğu teziyle kapanır.

Anahtar kelimeler

Patriyarka; uygarlık eleştirisi; kadın emeği; komün; kapitalist modernite; etik-politik toplum; özgür eş yaşam; demokratik modernite.

1. Giriş

Uygarlığın başlangıcına ilişkin açıklamalar çoğunlukla “ekonomik” ve “kurumsal” faktörleri merkeze alır: artı ürünün ortaya çıkışı, sınıfların oluşumu, kentleşme ve devletin kurumsallaşması. Bu açıklamalar, iktidarın biçimlenişini anlamada önemlidir; ancak iktidarın toplumla kurduğu ilişkinin sürekliliğini sağlayan daha erken ve daha derin bir mekanizma çoğu zaman arka plana düşer: kadın üzerinden kurulan tahakküm. Kadın sorunu bu çerçevede yalnızca “eşitlik” ya da “haklar” meselesi değil; hiyerarşik toplumsallığın üretildiği zihniyet rejiminin ve devletli uygarlığın topluma nüfuz etme biçiminin anahtar alanıdır.

Bu makalenin temel iddiası şudur: Patriyarka, uygarlığın “sonradan eklenen” bir yan ürünü değil; çoğu tarihsel bağlamda, devletli uygarlığın kurulabilirliğini sağlayan proto-iktidar formudur. Bu form, (i) anlam dünyasını ele geçirerek (kutsallık, mit, gelenek), (ii) kurumsal ilişkilere yerleşerek (aile, mülkiyet, miras), (iii) modern çağda ise kapitalist modernitenin araçlarıyla endüstriyelleşerek süreklilik kazanır.

2. Kavramsal çerçeve: Toplumsal doğa, etik-politik toplum ve iktidar

“Toplumsal doğa” kavramı, toplumun yalnız kurumlar toplamı değil, tarihsel olarak oluşmuş ilişkiler ağı olduğunu vurgular. Bu ağın sürdürülebilirliği; bakım, paylaşım, üretim, dayanışma ve ortak karar pratikleriyle mümkündür. Kadının tarihsel rolü çoğu bağlamda bu pratiklerin düğüm noktasında yer aldığı için, kadın emeğinin görünmezleştirilmesi yalnız “ekonomik sömürü” üretmez; toplumun etik-politik kapasitesini de tahrip eder.

Bu bağlamda patriyarka, iki yönlü işleyen bir iktidar tekniği olarak görülebilir:

  • Maddi düzlem: Emek ve beden üzerinde denetim (ev içi emek, doğurganlık, hareket alanı).
  • Sembolik düzlem: Meşruiyet üretimi (mit, din, gelenek, “kader”, “doğal rol”).

“Kadın-tanrıça → erkek-tanrı” dönüşümü, sembolik düzlemin iktidar üretimindeki rolünü açıklayan kritik bir örüntüdür: iktidar yalnız zorla değil, anlam dünyasını düzenleyerek kurulur.

3. Tartışma

3.1 Kadın emeğinin görünmezliği ve komünal yaşamın çözülmesi

Kadının toplumsal alandan çekilmesi ve emeğinin “doğal görev” biçiminde kodlanması, komünal yaşamın zayıflamasıyla birlikte ilerler. Komünün çözülmesi, toplumun kendi kendini yönetme pratiklerinin zayıflaması demektir; bu zayıflama devletli yapılar için “yönetilebilirlik” zemini yaratır. Dolayısıyla kadın emeğinin görünmezliği, sadece ev içi bir mesele değil; siyasal bir yapısallaşma dinamiğidir.

3.2 Aile kurumu: iktidarın mikro-modeli

Aile, sevgi ve dayanışma üretebilecek bir alan olmakla birlikte, hiyerarşik toplum koşullarında iktidarın mikro-modeline dönüşebilir. Miras/mülkiyet, namus rejimleri, rol dağılımı ve bakım emeğinin tek taraflı yüklenmesi, kadın yaşamını sınırlarken erkek iktidarını “olağan”laştırır. Burada belirleyici olan bireylerin psikolojisi değil; ilişkinin kurumsallaşmış biçimidir.

3.3 Kapitalist modernite: tahakkümün endüstriyel yeniden üretimi

Kapitalist modernite, patriyarkayı aşmak yerine onu metalaştırır ve yaygınlaştırır: kadın bedeni tüketim nesnesi haline gelir; kadın emeği hem ücretli piyasada güvencesizleştirilir hem ev içinde ücretsiz emek olarak yeniden üretilir; bakım yükü kadın üzerinde yoğunlaşır. Bu çerçevede “kapitalizm ekonomi değil iktidardır” tezi, kadın sorununun piyasaya indirgenemeyeceğini gösterir: mesele, iktidarın gündelik ilişkiler üzerinden yeniden üretimidir.

4. Sonuç

Kadın özgürlüğü, devletli uygarlığın zihniyet rejimini çözmek için analitik bir kilit olduğu kadar, demokratik toplumun inşası için kurucu bir ilkedir. Hakların genişletilmesi önemlidir; fakat patriyarkayı yeniden üreten zihniyet, ilişki ve kurumlar dönüştürülmedikçe kalıcı özgürleşme üretilemez. Bu nedenle çözüm; komünal yaşamı, etik-politik toplumu, demokratik moderniteyi ve özgür eş yaşam etiğini kadın özgürlüğü temelinde yeniden kurmayı gerektirir.

 

Azad Badiki – kurdbe.com editör ekibi

20.02.2026